İNKÂR ve İSYAN.
İNKÂR ve İSYAN.
İnsan, inanç itibariyle ya muti ya münkir veya asidir. Elbette ki, muti (Allah�ın emerlerini yerine getiren) hem kendisine hem diğer varlıklara yararlı kişidir, asi (günahkâr) ise yüzeysel cihetten zararlı ise de temelde sağlamdır. Evet, sağlam diyorum, zira kalbindeki iman kıyamet günü onu kurtarabilecektir. Ne kadar isyanından ötürü cezaya çarptırılması kesin ise de kalbindeki iman sayasında Allah�ın yüce merhametine mahzar olacaktır.
Yani günahkâr, itaatsızlığın cezasını çektikten sonra inancın semeresini alacak, kurtuluşa, affa mahzar olacaktır. Zira kalbinde tasdik (iman) bulunan kişi günahkâr bir mümindir, günahkâr mümin ise ebedi olarak cehennemde kalmayacak, layık olacağı bir lütfe mahzar olacaktır. Bu konu ihtilaflı ise de mutemet görüş budur.
Münkir ise ne dünyada ne ahret hayatinde mutlu olmayacak, günü gelince ne kadar zararlı olduğunu idrak edecektir. Zira Allah�ı, kanunlarını, emirlerini inkâr edip şeytan, dünya ve nefsin tesirinde ömür tüketen, sekerat dakikasına kadar tövbe etmeyen kişi, ebedi cezadan başkasına müstahak değildir. Evet, oruç tutmayan başkadır, orucu inkâr eden başkadır. Oruç tutmayan asidir, inkâr eden ise nankör ve zalimdir, kâfirdir.
Zalim ve kâfirin yeri cehennemden başkası değildir. O Allah�ın hikmet vasfına uygun bir yerde cezalandırılacaktır.
Kâinatın sahibi olan Allah�a inanmayan münkirin aklına şaşarım, onun bu tavrına acırım. Keşke deli olsaydı, kendisi için daha iyi olacaktı. Evet, bu kâinatı akıl cevheriyle düşünen bir insanın Allah�ı inkâr etmesi şaşırtıcıdır, ya onun akli hormonludur, ya şeytanın onun ruhunun içine nüfuz etmesi, onu çürütmesi söz konusudur. Yoksa bu evrenin hangi sahifesini okusa Allah�ın varlık ve birliğini görecektir. Zira her yaratık onun varlığına delalet etmektedir. Yeter ki, kişi aklını hak noktasında kullansın ve Allah�ın kitabı olan kâinatı dikkatle okusun ve peygamberlerin hayatini, gerçek ulemanın eserlerini, yaşantılarını mütalaa etsin, körü kürüne sabahlamasın veya inkârcı olanların tesirinde kalmasın, onların kitaplarını kendine kaynak edinmesin, gerçek kitapları okusun, inançlı insanlara yanaşsın, düşünsün, tefekkür nimetinden istifade etmeye çalışsın. Felsefi takıntılara son versin.
Tarih:2008-04-09 Hit: 59
|