Faruk Nafiz Çamlıbel, Erzurum ve Erzurum un insanı hakkında şöyle enteresan bir kanaat taşırdı: “Anadolu şehirlerinin garip bir hususiyetleri vardır. En büyüğünü, en mükemmelini altı saat içinde anlamak kabildir. Bununla beraber, Erzurum u iki üç günde gezmek mümkün olduysa da, anlamak kabil olamadı. Erzurumlular, ihtiva etmiş oldukları manâyı, sükutlarıyla en iyi şekilde ifade eden kimselerdir.”
Kolay veya güç anlaşılabilme, basitlik ve giriftlikle ilgilidir. Birinci vasfa sahip olanlar, elbette daha kolay anlaşılabilmektedirler. Meselâ, on binlerce ferde sahip olan bir karınca kolonisinde sadece birisinin incelenmesi diğerlerinin bütünü hakkında bir kanaat verir. Eşref-i mahlûkat olan insan ise böyle değildir. İnsanlar, fizikî olarak çok önemli müşterekler taşısalar da, her insan ayrı ve başlı başına bir âlemdir. Dünya insanları içerisinde Anadolu insanı, Anadolu da da Erzurum insanı daha başlı başına bir âlemdir. Dolayısıyla da Faruk Nafiz e diğer şehirlerde olduğu gibi kısa süre içerisinde tanınabilme imkânı vermemişlerdir.
Sosyologlar, Erzurum da dadaş (aksiyoncu), hanedan (misafirperver, yardımsever), nüktedan ve velî (gönül adamı) olmak üzere dört tip insan olduğunu ileri sürerler. Yine onlara göre, bu tiplerden birincilerin varlığı, Erzurum un geçiş, yani birçok cihangir orduların uğrak yeri olmasından, ikincilerin varlığı İpek Yolu üzerinde bulunmasından, üçüncülerin Erzurum da kış mevsiminin uzun sürmesinden, dördüncülerin yani velîlerin ise, bu şehrimizin alperenlere, babalara, dervişlere ilk kapı olmasından kaynaklanmaktadır Ümit TOPAL 2745478
|